Cengiz Aytmatov – Yıldırım Sesli Manasçı, Asker Çocuğu, Beyaz Yağmur

Yıldırım Sesli Manasçı, Asker Çocuğu, Beyaz Yağmur adlı 3 kısa hikayeden oluşan bu kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. Yalnız yıldızlar ölümsüzdür.
  • İnsanın kendi hayatı, göz açıp geçinceye kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir.
  • Bunca ‘’iyi’’ var mıdır bu dünyada, bunca ‘’iyi’’? Bunca kötüyü bağışlar mı bu dünya, bunca kötüyü?

Aytmatov, C. Yıldırım Sesli Manasçı, Asker Çocuğu, Beyaz Yağmur. İstanbul: Ötüken Neşriyat A.Ş.

Bir Düşün Sonu – Milan Kundera Üzerine Bir İnceleme

Milan Kundera’nın kitaplarını okuyan ya da okumayı düşünenler için ikincil kaynaklarında kullanıldığı bu kitap yazar ve kitapları hakkında bilgi sahibi olmak için iyi bir inceleme olmuş.

Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • İyimserlik insanın afyonudur!
  • Geçmiş totaliter sistemlerin zorla dayattığı şeyler, bugün moda kisvesiyle, kapitalizmin faydasına, özgürlük adı altında dayatılmaktadır.
  • Kimse masum değildir.
  • Hayat, aynen saat kadranında akrep ve yelkovanın birbirini bitimsizce takip ettiği gibi rutin tekrarlardan oluşur.
  • Mutlak doğru zaten yoktur.
  • Bir insanın insanlık değerini de, onun hayvan sevgisiyle, yani menfaat elde etmeden bir canlıyı sevebilme becerisiyle ölçer: Hayvanlara duyması gereken sevgi ve merhamet sınavında ‘’insan soyu çok büyük bir yenilgi yaşamıştır, bu o kadar temel bir yenilgidir ki, bütün öteki yenilgiler kaynağını bundan alır’’ (VDH, s. 296).
  • Çok insan, az düşünce vardır.
  • ‘’Affetmek ‘’ ileriye doğru unutmak, ‘’söz vermek’’ ise ileriye doğru hatırlamak olarak düşünülebilir.
  • Dost, silinip gidecek olan geçmiş imgelerimize baktığımız bir aynadır. Kendi geçmişimizin bir şahididir, kendimizi hatırlamamıza yardım eden yedek bellektir.
  • İki insanın birbirinin belleğinde aynı şekilde kalma garantisi yoktur. Bizim unutmadığımız birinin, bizi unutmuş olabileceği gerçeği hüzün verici olabilir.
  • Bugün dünyada, insan hakları adı altında yapılan tüm söylemlerin yalan olduğunu çünkü insanın zaten doğuştan en temel hakkı olan doğup doğmamak seçiminden mahrum olarak dünyaya geldiğini söyler.

Antakyalıoğlu, Z. Bir Düşün Sonu – Milan Kundera Üzerine Bir İnceleme. İstanbul: Can Sanat Yayınları.

Halil Cibran – Kum ve Köpük

İnce bir kitap olmasına karşın, Cibran’ın  aynı Ermiş kitabında olduğu gibi öğrettiği ve sorgulattığı o kadar çok şey var ki bu kitapta. Okurken neredeyse her satırın altını çizmek isteyeceksiniz. Kendinize dair, hayata dair birçok şey bulabileceğiniz bu kitaptan altınız çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Unutkanlık, bir özgürlük biçimidir.
  • Kuştüyü yataklarda uyuyanların düşleri, toprağın üzerinde uyuyanların düşlerinden hiç de daha güzel olmadığına göre, yaşamın adaletine olan inancımı nasıl yitirebilirim?
  • Ağaçlar toprak tarafından gökyüzüne yazılmış şiirlerdir.
  • Dostluk tatlı bir sorumluluktur her zaman, bir fırsat değildir asla.
  • Dostunu her koşulda anlamıyorsan, hiçbir koşulda anlamayacaksın demektir.
  • Cömertlik, senden çok benim için gerekli olan şeyi bana vermen değildir, benden çok senin için gerekli olan şeyi bana vermendir.
  • Kafası yavaş çalışan kişiden daha çok adımları yavaş olan kişiye, kalbi kör olan kişiden çok gözleri kör olan kişiye acıman, doğrusu çok tuhaf!
  • Başkası seni yaralarsa, unutabilirsin; ama onu yaralama sırası sana gelirse, o sana ebediyen içerleyecektir.
  • Bir insanı ancak onun hakkında bildiklerinle yargılayabilirsin. Ama onun hakkında neyi, ne kadar bilebilirsin ki!
  • Karıncanın işinin başından aşkınlığını cırcırböceğinin şarkısından daha çok yücelten kişinin bakış açısı ne kadar da dardır!
  • Senin acılarını değil de sevinçlerini paylaşmaya çalışan insan, Cennet’in yedi kapısından birinin anahtarını yitirecektir.
  • Sırrını rüzgara söylersen, rüzgarın da onu ağaçlara söylemesinden şikayet edemezsin.
  • Altın kusan kişiyi de doyursun Tanrı.

Cibran, H. Kum ve Köpük. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Halil Cibran – Ermiş

İnce bir kitap olmasına karşın, Cibran’ın  öğrettiği ve sorgulattığı o kadar çok şey var ki bu kitapta. Okurken neredeyse her satırın altını çizmek isteyeceksiniz. Kendinize dair, hayata dair birçok şey bulabileceğiniz bu kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Bu hep böyledir, sevgi kendi derinliğini bilmez ayrılık vakti gelip çatana kadar.
  • Fakat bırakın mesafeler olsun birlikteliğinizde. Bırakın dans etsin göklerin rüzgarları aranızda. Birbirinizi sevin ama aşkı pranga eylemeyin: Bırakın ruhlarınızın kıyıları arasında dalgalanan bir deniz olsun aşk.
  • Sizler yaysınız, çocuklarınız da bu yaylardan fırlatılan canlı oklar.
  • Malınızdan mülkünüzden verdiğinizde pek fazla bir şey vermiş sayılmazsınız. Gerçekten vermek kendinden vermektir.
  • Sevinçliyken yüreğinizin derinliklerine bakın göreceksiniz; sizi şimdi sevindiren, bir zamanlar üzenden başkası değildir.
  • Yasa koymaktan haz alıyorsunuz. Ama onları çiğnemekten aldığınız haz daha fazla. Okyanus kıyısında oynayan, durmaksızın kumdan kaleler yapıp, sonra da kahkahalar atarak onları yıkan çocuklar gibi.
  • Siz de en iyi yanlarınızı dostunuza ayırın. Eğer moralinizin bozuk olduğunu bilmesi gerekliyse dostunuzun, bırakın yüksek olduğunu da bilsin. Dostunuz ne içindir ki onu zaman öldürmek için arayasınız? Onu hep yaşanası zamanlarla arayın. Çünkü o sizin ihtiyacınızı karşılamak için vardır, boşluğunuzu doldurmak için değil.
  • Amacınıza doğru sağlam ve cesur adımlarla yürürken iyisinizdir. Ama bu yolda topalladınız diye kötü olmazsınız. Topallayanlar bile geriye doğru gitmezler.

Cibran, H. Ermiş. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Stefan Zweig – Freud Mutluluğun Mimarı

Bu kitapta Zweig’ın gözünden değerlendirilen Freud hakkında birçok bilgi sahibi olacaksınız. Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Ahlaki yönden on dokuzuncu yüzyılda Kant değil ‘’cant’’[1] hüküm sürmüştür.
  • Her olgu birer köleymişçesine akıl emperyalizminin boyunduruğu altına alınmaktaydı sanki.
  • Cehalet her daim katılığa, şiddete önayak olmuştur.
  • Freud’un asıl önemsediği şey insanların ne düşündüğü değil dürüstlüktür.
  • Bazen bir insanın tek başına hakikati açığa çıkarmaya cesaret etmiş olması, çağı değiştirmeye yeterli gelebilir.
  • Freud ruhsal alanda hiçbir şeyin anlamsız ve tesadüften ibaret olmadığını kabul ediyor.
  • Freud için sürçme, düşüncesizce yapılmış bir eylem değil bastırılan bir düşüncenin nihayet iradeye baskın çıkmasıdır. Yani dilimiz sürçerken, yanlışlıkla bir şey yazarken, elimiz yanlışlıkla başka bir nesneye doğru yönelirken, uyanık irademizin söz söylemesine izin vermediği ‘’bir şey’’ dile geliyor aslında.
  • Bir sürçme genellikle itiraf ve kendini ele verme anlamına gelir.
  • Sadece yaşamımızın değil tüm yaşanmışlıkların toplamıyız.
  • ‘’Rüya, kendini gerçekleştirememiş arzudur.’’
  • Rüya, duygu yoğunluğumuzun vanasıdır.
  • Kendini tanımak insanı özgürleştirir.
  • Seri üretimle yaratılan dünya görüşlerine karşıyım.

Zweig, S. Mutluluğun Mimarı. İstanbul: Zeplin Kitap.


[1] (İng.) Riyakarlık

Orhan Kemal – 72.Koğuş

İnsanların ne kadar çıkarcı ve acımasız olduğunu, bir tabak sıcak yemeğin ise ne kadar değerli olduğunu bu kitap sayesinde bir kez daha anlıyorsunuz.

  • ‘’Her zaman tok olmak ne iyi!’’

‘’İnsan rahatça uyuyor…’’

  • Allah açlığı düşmanıma bile vermesin…
  • İnsanlardan yüzde doksan dokuzunun karşılıksız, yaralı parmağa bile işemeyeceği bir dünyada o…

Kemal, O. (2019). 72. Koğuş. İstanbul: Everest Yayınları.

Oscar Wilde – Mutlu Prens

Oscar Wilde’ın çocukları için yazdığı düşünülen Mutlu Prens adlı bu kitapta beş masal vardır. Sadece çocuklara hitap eden bir kitap değil büyüklerin de çoğunlukla okumayı tercih ettikleri ve yaşama dair birçok detay yakaladığı bir kitap olmuştur. Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Ölüm, Uyku’nun kardeşidir, öyle değil mi?
  • Seyahat insanın zihnini geliştiriyor, bütün önyargılarından kurtarıyor.
  • ‘’Nereyi seversen orası senin dünyandır.’’
  • Ben her türlü kabalıktan, terbiyesizlikten nefret ederim, çünkü çok hassasımdır.
  • Hayal gücü olmayan herkes sıradan bir zekaya sahip olabilir. Ama benim bir hayal gücüm var, hiçbir şeyi olduğu gibi görmem, olduğundan çok farklı görürüm.
  • İş işten geçtikten sonra dövünen insanlardan nefret ederim.
  • İnsanın dostlarını tanıması çok tehlikeli bir şeydir.
  • En güzel çiçekler çocuklar.
  • Doğrusunu isterseniz, bence bu dünyada vefalı bir dost kadar soylu ve az bulunan bir şey yoktur.
  • Kıskançlık feci bir şeydir, herkesin kişiliğini bozar.

Wilde, O. Mutlu Prens. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

John Stuart Mill – Düşünce Ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine

Tüm düşüncelerin kısıtlanmadan, karşıt görüş diye susturulmadan ifade edilebilmesi ne iyi olurdu de mi? İşte bu kitapta doğru-yanlış diye adlandırılmadan her düşüncenin özgürce dile getirilmesinin toplum açısından ne kadar gerekli ve de önemli olduğunu anlatıyor. Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Bir kişi hariç bütün insanlık aynı görüşte olsa, tek bir kişi karşı görüşte olsa, insanlığın o kişiyi susturma hakkı, o kişinin gücü yetse insanlığı susturma hakkından fazla değildir.
  • Susturmaya çalıştığımız görüşün yanlış bir görüş olduğundan hiçbir zaman emin olamayız; olsaydık bile, onu susturmak yine de kötülük olurdu.
  • Muhakeme, insanlara kullansınlar diye verilmiştir. Hatalı bir şekilde kullanılabileceği için insanlara muhakemelerini hiç kullanmamaları mı söylenmeli?
  • İnsan hatalarını tartışma ve deneyim yoluyla düzeltebilir. Yalnızca deneyimle değil. Tartışma da olmak zorundadır ki deneyimin nasıl yorumlanacağı gösterilebilsin.
  • Dünyaya daha önce farkında olmadığı bir şeyi göstermek; dünyevi ya da ruhani açıdan çok önemli bir konuda yanılmış olduğunu kanıtlamak, bir insanın insan kardeşlerine yapabileceği hizmetlerin en büyüklerinden biridir.
  • Tarih baskı altında tutulmuş gerçeklerle doludur.
  • Gerçeğin asıl avantajı şuradadır: Bir görüş doğruysa, bir kez, iki kez, hatta pek çok kez susturulabilir, ama çağlar içinde onu yeniden keşfedecek insanlar genellikle çıkacaktır, ta ki baskıdan kurtulup bir daha susturulamayacak kadar ilerleyeceği olumlu koşulların ortaya çıkacağı bir döneme denk gelene kadar.
  • Basit kafalar, onlara benimsetilen doğruların en bariz temellerini öğrendikten sonra, geri kalanı için otoritelere güvenebilir.
  • İnsan zihninde çok yönlülük her zaman bir istisna olmuştur, tek yönlülükse kural.
  • Topraklarında yaşayanlar arasında bir görev için daha uygun biri varken başkasını o göreve atayan hükümdar, Tanrı’ya ve Devlete karşı günah işler.
  • İnsanlar her iki tarafı da dinlemek zorunda bırakılıyorsa her zaman umut vardır.

Mill, J. S. Düşünce Ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine. Can Sanat Yayınları.

Alexis De Tocqueville – Demokratik Zorbalık

Demokratik Zorbalık,  Fransız hukukçu, düşünür ve tarihçi Alexis De Tocqueville’in Amerika’da Demokrasi  adlı meşhur kitabının içerisinde de yer almaktadır. Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • İnsanlar kamusal meselelerle ilgilenmeye doğal bir merak beslemedikleri gibi, çoğunlukla bu konulara ayıracak vakit de bulamazlar. Demokratik devirlerde özel hayat öyle faal, öyle hareketli, arzularla ve iş güçle öylesine doludur ki kimsede siyasi hayata ayıracak ne enerji ne de keyif kalır.
  • Tüm koşullar eşitsiz olduğunda hiçbir eşitsizlik kimsenin gözüne batacak kadar büyük görünmez.
  • Devlet zenginlerin parasını borçlanma yoluyla kendine çekerken, yoksulların üç kuruşunu da tasarruf sandıkları vasıtasıyla keyfince kullanır.
  • Siyaset dünyası değişiyor; artık yeni dertlere yeni dermanlar aramak gerekiyor.
  • Bu zamanın egemenleri sanki insanlarla sadece büyük işler yapmayı hedefliyor. İsterdim ki, daha ziyade büyük insanlar yaratmayı düşlesinler; üründen çok üretene değer versinler ve her bir insanın bireysel düzeyde güçsüz olduğu bir ulusun uzun süre güçlü kalamayacağını, şimdiye dek ürkek ve gevşek yurttaşlardan enerjik bir halk oluşturabilecek ne bir toplumsal form ne de bir siyasal düzenleme bulunabilmiş olduğunu hatırlasınlar.
  • Geçmiş geleceği aydınlatmadığından zihin alacakaranlıkta ilerliyor.

Tocqueville, A. D. (2019). Demokratik Zorbalık. İstanbul: Can Sanat Yayınları.

Henry David Thoreau – Sivil İtaatsizlik

Hükümetin üstün olmasına karşı olarak yazılan bu kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • En iyi hükümet, hiç hükmetmeyendir.
  • Düşünceme göre öncelikle insan, sonrasında vatandaş olmalıyız.
  • Yasa insanları hiç de daha adil kılmamıştır, yasaya saygılarından ötürü iyi niyetli kimseler bile günbegün haksızlığın unsurları haline getirilmişlerdir.
  • Ben uzaklardaki düşmanlarla değil, onlarla işbirliği yapıp işlerini yapan evdekilerle kavga ediyorum, bu evdekiler olmasa zaten uzaktakiler de zarar veremezler.

Thoreau, H. D. Sivil İtaatsizlik. İstanbul: Zeplin Kitap.