Alexis De Tocqueville – Demokratik Zorbalık

Demokratik Zorbalık,  Fransız hukukçu, düşünür ve tarihçi Alexis De Tocqueville’in Amerika’da Demokrasi  adlı meşhur kitabının içerisinde de yer almaktadır. Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • İnsanlar kamusal meselelerle ilgilenmeye doğal bir merak beslemedikleri gibi, çoğunlukla bu konulara ayıracak vakit de bulamazlar. Demokratik devirlerde özel hayat öyle faal, öyle hareketli, arzularla ve iş güçle öylesine doludur ki kimsede siyasi hayata ayıracak ne enerji ne de keyif kalır.
  • Tüm koşullar eşitsiz olduğunda hiçbir eşitsizlik kimsenin gözüne batacak kadar büyük görünmez.
  • Devlet zenginlerin parasını borçlanma yoluyla kendine çekerken, yoksulların üç kuruşunu da tasarruf sandıkları vasıtasıyla keyfince kullanır.
  • Siyaset dünyası değişiyor; artık yeni dertlere yeni dermanlar aramak gerekiyor.
  • Bu zamanın egemenleri sanki insanlarla sadece büyük işler yapmayı hedefliyor. İsterdim ki, daha ziyade büyük insanlar yaratmayı düşlesinler; üründen çok üretene değer versinler ve her bir insanın bireysel düzeyde güçsüz olduğu bir ulusun uzun süre güçlü kalamayacağını, şimdiye dek ürkek ve gevşek yurttaşlardan enerjik bir halk oluşturabilecek ne bir toplumsal form ne de bir siyasal düzenleme bulunabilmiş olduğunu hatırlasınlar.
  • Geçmiş geleceği aydınlatmadığından zihin alacakaranlıkta ilerliyor.

Tocqueville, A. D. (2019). Demokratik Zorbalık. İstanbul: Can Sanat Yayınları.

Henry David Thoreau – Sivil İtaatsizlik

Hükümetin üstün olmasına karşı olarak yazılan bu kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • En iyi hükümet, hiç hükmetmeyendir.
  • Düşünceme göre öncelikle insan, sonrasında vatandaş olmalıyız.
  • Yasa insanları hiç de daha adil kılmamıştır, yasaya saygılarından ötürü iyi niyetli kimseler bile günbegün haksızlığın unsurları haline getirilmişlerdir.
  • Ben uzaklardaki düşmanlarla değil, onlarla işbirliği yapıp işlerini yapan evdekilerle kavga ediyorum, bu evdekiler olmasa zaten uzaktakiler de zarar veremezler.

Thoreau, H. D. Sivil İtaatsizlik. İstanbul: Zeplin Kitap.

Mark Crick – Machiavelli’nin Bahçesi

Niccolo Machiavelli ile çim biçme sanatı üzerine, Sylvia Plath ile sonbaharda soğan dikmek, Emile Zola ile elle ot yolmak gibi başlıklardan oluşan kısa öykülerin bulunduğu bu kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Bir bahçıvanın namı, tıpkı bir yazarınki gibi, istenmeyeni kökünden sökmeye ve gereksiz olanı kesip atmaya dayanır.
  • Ordu sebze yapmakta çok başarılı… başkalarının çocuklarını.
  • Eğer bir deha ya da beceriye sahip değilse, tek çaresi şiddete başvurmak olabilir.
  • Çok uzun süre başına buyruk yaşamaya bırakılmış bir çimenlik artık çimenlik olmaktan çıkar. Bunun yerine, rakip hiziplerin toprak için mücadele ettiği, sonunda güçlünün zayıfı ezeceği bir vahşet beldesi olur.
  • Bedenim bir sözlük. Bir acı sözlüğü.

Crick, M. Machiavelli’nin Bahçesi. Can Sanat Yayınları.

Stefan Zweig – Satranç

Stefan Zweig’ın ölmeden kısa bir süre önce yazdığı en bilinen ve de akıcı eserlerinden biri olan  rejimdeki kötü muamelelere de  değinmiş olduğu Satranç’tan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Bir iş ne kadar açık ve seçikse o kadar iyidir.
  • Bize hiçbir şey yapmadılar sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz.
  • İnsan bir şey bekliyordu, sabahtan akşama kadar bekliyordu ve hiçbir şey olmuyordu. İnsan tekrar tekrar bekliyordu. Hiçbir şey olmuyordu. İnsan bekliyor, bekliyor, bekliyordu, düşünüyor, düşünüyordu, şakakları ağrımaya başlayana kadar düşünüyordu. Hiçbir şey olmuyordu.İnsan yalnız kalıyordu. Yalnız. Yalnız.
  • Bir insanın bir başka insanla insanca konuşması, benim için artık düşünülebilir bir olasılık olmaktan neredeyse çıkmıştı.

Zweig, S. Satranç. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Friedrich Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt

Nietzsche’nin en özel eserlerinden biridir. Nietzsche’yi ve görüşlerini anlamaya yardımcı olan bu kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Tanrıyı seviyorum şimdi; insanları değil. İnsanlar fazlasıyla kusurlu bir varlık çünkü. Bence insanları sevmek felaket olurdu.
  • Kirlenmiş bir nehirdir insan. Kirli bir nehri içine alması ve bozulmadan kalması için deniz olmalı kişi.
  • Açları doyuranın gönlü canlanır; bilgeler böyle der.
  • İnsanlar arasında yaşamak hayvanlar arasında yaşamaktan daha tehlikeli.
  • En korkunç şeylerdendir kıskançlık; çünkü erdemi bile yok edebilir.
  • Kıskançlık aleviyle çevrilen kişi, sonunda akrep gibi, iğneyi kendine batırır.
  • Ben nehrin kenarında bir parmaklığım: İsteyen tutunsun bana! Ama koltuk değneğiniz olmayacağım.
  • Siz yükselmek isteyince yukarı bakarsınız. Ben ise aşağı bakarım; çünkü yükseldim yükselebildiğimce.
  • Kişi, öfkesiyle değil, gülmesiyle öldürür.
  • Uçacak kadar hafifim artık, kendimin altında görüyorum kendimi.
  • Gereksizlerle doludur yeryüzü.  Sayılarının kabarıklığı bozmuştur hayatı.
  • Kalbi verem olanlar örneğin; yaşamadan ölmeye başlarlar.
  • Gereğinden fazla insan doğuyor: Devlet gereksiz olanlar için oluşturuldu!
  • Hiç değilse hayvanlıkta ustalaşmış olsaydınız! Ama günahsızlık hayvanlara özgüdür.
  • Kendinizi iyi sevmemeniz, zindana dönüştürür yalnızlığınızı.
  • Bayramlarınızdan da hoşlanmam sizin: oyuncudan geçilmez orada, izleyiciler bile oyuncu gibi davranır.
  • Üstüne, ötesine geçersin onların; fakat sen yükseldikçe büyür kıskançlığın gözleri. En çok, uçandan nefret edilir.
  • Hiç doğmayaydı keşke derim gereksizlere.
  • Hiç sinmedim ki ömrümde güçlünün karşısında.
  • Öğüdüm şu olsun sana sadece, ayrılırken, ey deli, bir yerde artık sevemiyor musun, oradan çek git!
  • Kendilerine ‘’iyi’’ diyenlerin, sineklerin en zehirlileri olduğunu gördüm.
  • Gördüğüm en iğrenç insanı da ‘’parazit’’ olarak adlandırdım; sevmek istemeyen ama geçinen sevgiden.
  • ‘’Dünya pis bir canavardır.’’
  • İnsan aslında en iyi yırtıcı hayvandır.
  • Nerede yakışır sendeki kadar, geçmişle gelecek birbirine?
  • Dürüstlük kadar değerli, dürüstlük kadar az rastlanır şey yoktur.
  • Özler hep acınızı, başarısızlar!

Nietzsche, F. Böyle Buyurdu Zerdüşt. Ankara: Panama Yayıncılık.

Siyaseti Anlamak ve Anlamlandırmak

Siyaset nedir sorusuna cevap arayanlar için bu kısa kitap yol gösterici nitelikte. Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Cahilliğin önemsiz bir mesele. Halka önderlik etmek için eğitimli veya onurlu bir adam değil, cahil ve pis olman yeterli. Bu altın fırsatı sakın tepmeyesin!
  • Konfüçyüs, tıpkı Plato gibi, bilgili yöneticilerin devletin temeli olduğuna inanır. Toplumu yönetmek, imparatorun sorumluluğunda olmakla beraber, onun bu işi yetkinlikle yapabilmesi için eğitimli olması gerekir.
  • Halk, siyasal hayattan dışlanmamalıdır. Geçmişteki bilge kralların yaptıkları gibi onlara bazı tavizler verilmelidir. Böylece yönetim erkinin bir parçası olduklarına inanmalıdırlar. Bu onların yıkıcı hırslarını söndürür. En aşağıdaki insan dahi, en yukarıdakiyle eşit olduğuna inanmalıdır. Bu devleti güvenli kırar.
  • Belki de zorunlu ama korkutucu bir güç olarak devlet fikrini en iyi özetleyen ifade ‘’zorunlu şeytandır.’’
  • Güçlü devlet, bizi korumak için vardır ama Aristo’nun ustası Platon’yu eleştirirken sorduğu gibi, ‘’Bizi koruyucularımızdan kim koruyacak?’’
  • En iyi hükümet, en az yöneten hükümettir.
  • ‘’Kimse kendisini satacak kadar yoksul olmamalı, kimse de başkasını satın alabilecek kadar zengin.’’
  • Sıradan insanların kaderi, üst insana giden yolda ‘’sırat köprüsü’’ veya ‘’merdiven’’ olmanın ötesine geçemez.

Taşkın, Y. (2016). Siyaseti Anlamak ve Anlamlandırmak. Bencekitap Alabanda Akademi.

Victor Hugo – Bir İdam Mahkumunun Son Günü

İdam edilmesine karar verilen bir tutuklunun yaşadığı  duygu değişimini, ölümü kabul etmeye çalışmasına rağmen yine de son anda bile olsa hala af edilmeyi beklemesinin konu alındığı bu kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Yargılayanlar ve mahkum edenler ölüm cezasının toplumdan kendisine zarar veren ve daha sonra da zarar verebilecek olan birini uzaklaştırmanın önemi nedeniyle gerekli olduğunu söylüyorlar. Sadece bu söz konusu olsaydı, müebbet hapis cezası yetecekti. Öldürmek neye yarar? Hapishaneden kaçılabileceğini söyleyerek itiraz edeceksiniz, öyle değil mi? Nöbetçileriniz görevlerini iyi yapsınlar. Demir parmaklıkların sağlamlığına güvenmiyorsanız, hayvanat bahçelerini açmaya nasıl cesaret ediyorsunuz?
  • Dürüst bir adam, iyi bir baba, iyi bir oğul, iyi bir koca, iyi bir dost olabilir.
  • Manevi acının yanında fiziki acının ne önemi var?
  • Oysa yüreğimde cenneti taşıyordum.
  • Demek yaşamak istediğim tek yer olan o hafızadan şimdiden silindim!

Hugo, V. Bir İdam Mahkumunun Son Günü. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Franz Kafka – Ceza Sömürgesi ve Hukuk Öyküleri

Dönemin acımasız hukuk sisteminin konu alındığı bu kısa kitap insana sorgulaması gereken şeyler olduğunu hatırlatıyor yasa nedir gibi…

Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • ‘’Ama ceza alacak kişinin kendini savunabilmesi gerekirdi!’’
  • Yakından bilmeyenler için, her ceza birbirine benzer.
  • Başkalarının işine karışmak, her zaman olumsuz sonuç verirdi.
  • Lehte tanık her yerde gereklidir, hatta başka yerlerde mahkemeden daha gereklidir, bu yüzden her yanda lehte tanık ararım.
  • Payına düşen kısacık zamandan bir tek saniye yitirdiğinde ömründe yitmiştir çünkü. Ömrün, yitirdiğin o saniyeden uzun değildir, daha doğrusu, tüm ömrün o yitirdiğin saniyeyle eştir, sadece o kadardır. Bu demektir ki, bir yol tuttuğunda ne olursa olsun devam et; ancak böyle kendini tehlikeye atmaz, kazanabilirsin. Belki sonunda düşmek de var; ama henüz yolun balında geri döner, koşarak merdivenleri inmeye kalkarsan, o anda yuvarlanır gidersin; olasılık falan dinlemez, kesinlikle yuvarlanırsın. Demem o ki, bu koridorlarda bir şey göremedinse başka katlara çık, yukarıda da bulamadınsa çekinme, daha üst katlara çıkan merdivene saldır. Sen çıkmaktan vazgeçmezsen basamaklar bitmez, sen tırmandıkça ayaklarının altında yükselip dururlar.
  • Yasalarımız sadece var sanıldıkları için varlar.
  • Yasanın ne olduğunu asla öğrenemedim.

Kafka, F. Ceza Sömürgesi ve Hukuk Öyküleri. Altıkırkbeş Yayın.

Franz Kafka – Dava

Dava kitabının kahramanı bir sabah uyandığında tutuklandığını öğrenir üstelik sebebi bile belirtilmeden. Kişinin tüm haklarının göz ardı edildiği hukuk sistemlerine karşı da eleştiri içeren bu kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Kendilerine bu kadar çok güvenmeleri aptallıklarından. Benimle ‘’aynı düzeyde’’ olan insanlara söyleyeceğim birkaç söz, bunlarla yapacağım en uzun konuşmalardan daha etkili olacak ve her şeyi aydınlatacaktır.
  • İnsan oyuz yaşındaysa ve benim gibi hayatla tek başına mücadele ettiyse, beklenmedik olaylar karşısında sağlam durabiliyor ve pek etkilenmiyor.
  • Benim başıma gelecek tehlikelerden bahsetmeyin, ben ancak kendim korkmak istediğimde bir tehlikeden korkarım.
  • ‘’İnsan hep isyan eder.’’
  • Önemli olan yolun yarısında pes etmemesiydi, sadece iş alanında değil, her alanda yapılabilecek en saçma şey durmaktı.
  • ‘’Hiç kimseye aldırma,’’ dedi avukat, ‘’ve doğru bildiğin şeyi yap.’’
  • Başkalarının fikirlerini kontrol etmeden kabul etme.
  • ‘’Her şeyin gerçek olduğunu kabul etmek gerekmez, gerekli olduğunu kabul etmek yeter’’
  • Mantık ne kadar sarsılmaz olsa da, yaşamak isteyen bir insanın önünde duramazdı.

Kafka, F. Dava. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

İdealist Öğretmen – Grigoriy Petrov

Kendisini insanların hayatını pozitif anlamda değiştirmek için adayan bir Matematik Profesörünün konu alındığı bu kitap, iyi bir öğretmene denk  gelmenin, iyi bir yaşam inşa etmenin neredeyse temelini oluşturduğunu anlatmaktadır. Kitaptan altını çizdiğim kısımlardan bazıları şöyledir:

  • İyi öğretmenler yok. Bir şeyler öğretseler bile, papağan gibi ezberletiyorlar. İnsanlara düşünmeyi öğretmiyorlar. Hayatın anlamını çözmeyi öğretmiyorlar. Halk ruhunun gücünü hissettiremiyorlar. Ve milyonlarca insan, tıpkı milyonlarca dönüm verimli toprağın el değmeden ıssız bırakılması gibi, kendi haline bırakılıyor.
  • Kötü okullar, kibrit çöpü gibidir. Bir dakika kadar etrafını aydınlatır ve sönerler. Halkın zihnindeki karanlık deryanın dağılması için, büyük ve parlak fenerlere ihtiyaç vardır.
  • İnsan dediğin nedir? Canlı bir mum. Işık saçmıyorsa, yanmıyorsa, yakılmadıysa değeri nedir?
  • Düşman topraklarından bir, iki, üç milyon kişinin yaşadığı, büyük bir alanı kazandıran adama ne derler? Bir kahraman. Bense daha fazlasını yapmak istiyorum. Benim bölgemde yaklaşık on milyon insan yaşıyor ve ben onları cehaletten kurtarmak istiyorum. Düşünün, on milyon insan. Koskoca bir ülke.  Aydınlanmış olsalardı, şu anda karanlık ve cehalet içinde olan on milyon insanın kaçı bilim insanı, yazar, sanatçı, mühendis, mucit veya hayırsever olurdu?
  • Eğer herkes çalışmak isterse, yeryüzü cennet olurdu.
  • Diğer insanların çevrelerini güzelleştirdiklerini dinlemeyi seviyorsunuz. O halde neden kendinizi ve çevrenizi güzelleştirmek istemiyorsunuz?
  • Her birinizin işlenmemiş, ancak değerli bir insan cevheri olduğunu unutmayın.
  • Dünyadaki hiçbir iktidar, şişedeki şeytanın gücüne ve sağlamlılığına sahip değil.
  • Günahtan daha güçlü olun!
  • Korkudan daha güçlü olun.
  • Öncelikle sizi, iyi olan her şeyi bir bataklık gibi kurutan kötülüğe karşı savaşmaya davet ediyorum.

Petrov, G. İdealist Öğretmen. İstanbul: Koridor Yayıncılık.