Sevdiğin Birini Kaybetmek

Babanı kaybetmenin acısıyla kısacası sevdiğiniz birini kaybetmenin acısıyla yaşamak nasıl bir şey bilir misiniz?
En baştan söyleyim birini kaybedince ilk 40 gün çok zor lafı yalan, o ilk kırk gün şoktan hiçbir şeyi anlayamıyorsunuz bile. Sevdiğin birini kaybettikten sonra artık kolay gün diye bir şey olmuyor. Üstelik nefes alman bile çok zorlaşmışken. Ama illa rakamsal olarak ifade etmek gerekirse bence en zoru onsuz geçireceğiniz ilk 365 gün. Mesela;
Onsuz geçireceğiniz ilk babalar günü
Onsuz geçireceğiniz ilk doğum gününüz
Onsuz geçireceğiniz ilk bayramlar
Onsuz geçireceğiniz ve kahrolacağınız ilk kendi doğum günü
Onsuz geçireceğiniz ilk yeni yıl, yıl olarak yeni ama acı olarak eskinin devamı olacağı kesin
Kısacası onsuz geçireceğiniz ilk 365 gün. Bunun acısal bir tanımı yok. Bu acıyı dindirecek bir çare yok. Bu acı ve sevdiğini kaybetmenin eksikliğiyle ömür boyu yaşayacak olmanın bir dermanı yok. Eksik artık hep eksik oluyorsun. Bir mum gibi hissediyorum kendimi, bu acıyla yanaraktan eriyip, yok olacakmışım gibi.
Her yanımı acı kuşatmış, kımıldayamıyorum bile. Hiçbir çıkış yolu bulamıyorum. Sağım,solum,önüm,arkam her tarafımdan kuşatılmış gibi hissediyorum nereye dönsem yıkılıp kalıyorum.
Onu bir daha asla göremeyecek olmak bunu düşünmek sanki çığ altında kalmak gibi, çıkışı bulmaya çalıştıkça daha da karıştırıp batmak gibi.
Sesini bir daha asla duyamayacak olmak, kızım lafını, kuşum lafını, bıdıkım lafını, civcivim lafını vs. vs. vs. onun sesinden artık hiçbir güzel kelimeyi duyamayacak olmak.
Bugün en azından göz yaşlarımı tutmaya çalışcam babamı üzmeyecem diye kendime söz vermeye çalışırken markete girince onun en sevdiği içeceği görünce o reyonun önünde donup kalınca bir kere daha kendimi boşa kandırdığımı anladım.
Bu acı her an en baştan tekrar edebiliyor;
Rehberdeki ismini görünce, düşünsenize bir daha asla o numarayı arayamayacaksınız, mesaj atamayacaksınız, o numaradan aranıp, mesaj alamayacaksınız. Eliniz numaranın üzerinde kalıyor, kalbiniz paramparça olarak.
Sonra eve girerken posta kutusunda fatura görüyorsunuz alıp bakınca ilk gördüğünüz onun ismi oluyor bir kere daha yıkılıp, kalıyorsunuz.
Bankanın çağrı merkeziyle görüşüyorsunuz teyit için baba adını soruyor, tıkanıp kalıyorsunuz, boğazınız düğümleniyor zar zor çıkıyor o isim ağzınızdan, bir kere daha yıkılıyorsunuz.
En sevdiği yemeği görüyorsunuz, bir daha asla yiyemeyeceği aklınıza geliyor yıkılıp kalıyorsunuz
En sevdiği içeceği görünce
En sevdiği parfüm kokusuna denk gelince
Mutfağa gittiğinizde çay içmeyi en çok sevdiği bardağı görünce,
Banyoya girdiğinizde tıraş köpüğünü, havlusunu falan görünce
Sanki yaşıyormuş gibi bir anda ona seslendiğinizde
Onca zil sesi varken sanki evrenin bir oyunuymuş gibi dışarıya çıkınca onun telefon zil sesini duyunca bir kere daha yıkılıyorsunuz. Ve bu acı örnekler maalesef sayfalarca sıralanabilir. Kaç kuytu yere gidip belli etmeden ağladım, kaç kere insanlara belli etmemek için kanayan kalbimin yaşlarını lavaboya koşarak dindirmeye çalıştım bilinmez.
Bugün babamın doğum günü, bugün çektiğim acı inanılmaz büyük. Kalbimdeki acı söndürülmesi çok güç bir ateş. Evren taşıyamayacağım kadar acıyı sırtıma yüklemiş. Yıkılmaktan, düşmekten, kalbimdeki ızdıraptan tükendim.
Acım öyle büyük ki sanki yatağından taşan bir nehir gibi.
Bunu yazarken mahvoluyorum meleğim ama doğum günün kutlu olsun. Lütfen bugün cennetten rüyama misafir gel, kendi doğum günün de bana hediye ol. Lütfen bugün rüyamda bana sımsıkı sarıl, lütfen yalvarıyorum. Lütfen bari rüyamda kutlayalım doğum gününü, yalvarıyorum…
Seninle birlikte aslında ben de öldüm, ömür boyu acı çekeceğim bir tabutun içine konuldum, hep hissedeceğim bir eksikliğe mahkum edildim. Sadece bir cenaze törenim olmadı…

 232 total views

Hastalık Hastası – Moliere

Hastalık Hastası Moliere’in  yazdığı son komedyadır. Yetersiz ve başarısız hekimlere karşı eleştirel bir bakış açısıyla yaklaştığı bu eserinde saf ve maddi durumu iyi olan ana karakter Argan’ın kendisinin çok hasta olduğuna inandırılmasıyla çevresindeki kötü niyetli, paragöz ve çıkarcı insanlar tarafından maruz kaldığı olumsuzlukları ve de mücadelesini içerir.

Kitaptan altını çizdiğim satırlardan bazıları şöyledir:

  • Aşk gülücüklerinin sahtesini gerçeğinden ayırmak zordur. Bu konuda öyle usta oyuncular gördüm ki.
  • Eğer uyumuyorsanız, hiç olmazsa kalbimde açtığınız yaraları bir düşünün.
  • ‘’Geç büyüyen ağaçlar daima en iyi meyveleri veren ağaçlardır; mermere kazımak kuma kazımaktan zordur, ama yazılar mermerde daha uzun süre kalır.’’
  • Evlilik öyle bir bağ ki hiçbir kalp buna zorlanmamalı.
  • İtaatin de sınırları vardır hanımefendi. Akıl ve kanunlar her şeyi kapsamaz.

Moliere. (2021). Hastalık Hastası. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

 130 total views

Siddhartha – Hermann Hesse

1946 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Hermann Hesse’nin başyapıtı olan bu kitapta insanın öz benliğini bularak uygarlığın yerleşik biçimlerinden kurtulmaya çalışması yoğun olarak ele alınır. Hayatın anlamını arayanlara, bulmak isteyenlere bu yolda eşlik edebilecek bir kitap.

Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Dünyanın acı bir tadı vardı. Eziyetti yaşamak.
  • Hastaydı dünya çünkü ve yaşama katlanmak zordu.
  • Bir başkasının yaşamı konusunda yargıda bulunmak bana düşmez!
  • Bunu da ırmak öğretti bana; her şey dönüp gelir!
  • Sevgi avuç açıp dilenilebilir, para pulla satın alınabilir, armağan olarak sunulabilir sana, sokakta bulunabilir, ama haydutlukla ele geçirilemez.
  • ‘’Yazmak iyidir, ama düşünmek daha iyi; akıllılık iyidir, ama sabretmek daha iyi.’’
  • Dinlemesini bilen insanlar o kadar az ki!
  • ‘’Biliyorsun çünkü, yumuşak sertten güçlüdür, su kayadan güçlü, sevgi zorbalıktan güçlüdür.’’
  • Hiç kimse bir başkasının yürüdüğü yolda ne kadar ilerlemiş olduğunu göremez.

Hesse, H. (2021). Siddhartha. İstanbul: Can Sanat Yayınları.

 141 total views

Bir İdam – George Orwell

Kitaba adını veren “Bir İdam” bölümü, Orwell’in Burma’da görev yaptığı dönemde tanık olduğu bir idam hakkında.

Okurken bazı kısımlarda kendinizi 1940’lı yılların İngiltere’siyle günümüz Türkiye’sini karşılaştırırken bulabilirsiniz.

Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Çiçek sevgisine özellikle estetik algısı olmayan insanlarda rastlanır.
  • Demokrasinin diktatörlüğe verilen kibar bir addan ibaret kaldığı sonucuna varıyor.
  • Paranın eğemenliği çoğunlukla yaşlılar tarafından yönetilmemiz anlamına geliyor.
  • Eğitilemez bir nesil cesetlerden oluşan bir kolye misali boynumuzda asılı duruyor.
  • Eylemlere olduğu kadar sözlere de ihtiyacımız var. Yetenekli bir çocuğun hak ettiği eğitimi alıp almayacağı hangi aileye doğduğu gibi bir tesadüfe bağlıyken ‘’demokrasiyi savunma’’ laflarımız zırva kalıyor.

Orwell, G. (2021). Bir İdam. İstanbul: Can Yayınları.

 148 total views

FIRTINA-SHAKESPEARE

Fırtına – Shakespeare

Fırtına, Shakespeare’in yazdığı son oyun olarak düşünülmekte olup, yazdığı dört romanstan biridir. Ve en meşhur cümlelerinden biri olan ‘’Cehennem boşalmış, şeytanların hepsi burada!’’ cümlesinin yer aldığı kitaptır.

Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Çektiğim cefanın yükü altında inlerken,

Göklerin sana bahşettiği

Bir metanet vardı tebessümünde;

Dayanma gücü verdi bana

Başımıza geleceklere karşı.

  • Kötülükle öyle donanmışsın ki

İyilik maya tutmuyor sende!

Shakespeare, W. (2020). Fırtına. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

 141 total views

İyilik Meleği Babam

Sanki ölümünle sadece ben ve kardeşlerim babasız kalmadı
Senin ölümünle sanki tüm kuşlar ve sokak hayvanları babasız ve aç kaldı
Senin ölümünle sanki bu dünyadaki yardıma muhtaç herkes babasız kaldı
Çünkü sen bu dünyadaki iyilik meleğiydin baba
Sen bir başkaydın, sen bambaşkaydın
Kalbin gibi melek oldun
Ben mi ben ise saksıdaki canlı bir çiçektim şimdi ise sanki yokluğunla günden güne soluyorum, çünkü senin sevgin bana su oluyordu. 😔.

 136 total views

Tel Şehriye Çorbası

Malzemeler

  • 1 çay bardağı tel şehriye
  • 6-7 su bardağı sıcak su
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 1 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 1 limonun suyu (Fazla ekşi sevmiyorsanız yarım limonun suyunu koyabilirsiniz)
  • 1 çay kaşığı kırmız pul biber
  • 1 çay kaşığı tuz
  • Yarım çay kaşığı karabiber

Yapılışı                               

Bir tencereye sıvı yağı koyun sonra salçayı yağa ekleyerek kavurun. Sonra üzerine şehriyeyi ekleyip karıştırın. Sonra pul biber, tuz ve karabiberi ekleyip karıştırın. Sonra sıcak suyu ekleyip 10-15 dakika kısık ateşte pişirin. En son sıktığınız limonu da ekleyip karıştırın. Çorbanız servis etmeye hazır.

Afiyet olsun. 🙂