Güzel Havalarda Fırtınaları Öngörememek

Her şey yolunda giderken ortaya çıkabilecek olan olumsuzlukları öngörüp hesaba katamamak. Genelde birçoğumuzun sorunu bu değil mi? En basitinden hafta sonu havanın güzelliğine aldanıp piknik planı yaparız, çoğu kez yağmur yağma ihtimalini hesaba katmadan. Hava durumuna bakıp kontrol etmeyi ona göre mekan seçimi yapmayı bile gerek görmeyiz, çünkü hava o kadar güzeldir ve her şey o kadar yolundadır ki bunu asla düşünüp hesaba katmayız. Hiç yağmur yağmayacak bir olumsuzluk ihtimali bile olmayacak gibi hareket ederiz. Sonuç  mu? Hayalkırıklığı… İkili ilişkilerimiz yolunda giderken hiç düşünmeyiz bir gün her şeyin terse döneceğini çünkü tahmin bile edemeyiz çıkarlar söz konusu olduğunda insanların ne kadar da değişebileceğini çıkarları için bambaşka biri olabileceğini. ‘’Çıkarlar’’ şu bir kelime değil midir ki zaten insanoğlunun başına en büyük kötülükleri getiren? Bu kelime yüzünden değil midir ki çıkan onca savaş? Bu kelime değil midir her  şey yolunda giderken bir anda çıkar ilişkilerinin ters düşeceğini ve doğuracağı sonuçları öngöremeyen liderler yüzünden onlarca insanların ölümüne sebep olan? Eğer öngörmekten yoksunsak sonunda zararlı çıkmaya da mahkum oluyoruz. Ama eğer öngörürsek hayatımızda her şey yolunda giderken bile bir şeylerin ters gidebilme ihtimalini hesaba katarsak, hiç kimseye ve hiçbir şeye tamamıyla güvenmezsek ve tedbir alırsak zararı ve acıyı en aza indirmiş oluruz. Machiavelli Prens adlı kitabında belirtmiştir bu cümleyi ‘’Güzel havalarda fırtınaları öngörememek insanların ortak kusurudur’’ diye. Haklılık payı çok yüksek olarak…

Kıbrıs’ta Okumanın Avantajları Nelerdir?

  • Kıbrıs’ta olan üniversitelerin çoğunun eğitim dili İngilizcedir. Ve genellikle anadili İngilizce olan, birçok ülkelerden gelen akademisyenler tarafından İngilizce eğitim almış olmanın size kariyer anlamında avantajı çok olacaktır.
  • Dünyanın neredeyse her yerinden gelen öğrencilerle aynı üniversitede eğitim almak  hem dil hem de farklı kültürleri tanımak açısından avantajlıdır.
  • Kıbrıs’ta olan okulların fiyatları Türkiye ile kıyaslandığında Kıbrıs’ta okumak daha ucuza gelmektedir.
  • Kıbrıs’tan aldığınız diploma Türkiye’de de geçerlidir.
  • Kıbrıs suç oranının çok düşük olduğu bir ülke olduğundan huzurla yaşayıp, okuyabilirsiniz.
  • Trafik kurallarına uymayan insan sayısı çok az olduğundan araba kullanımı için rahat ve de yayalar için güvenlidir.
  • Kıbrıs’ta neredeyse hiçbir kış kar yağmaz ve Türkiye kadar da soğuk olmaz. Sıcak havaları sevenler için bu da bir avantajdır.
  • Araba ve benzin fiyatları da Türkiye ile kıyaslandığında ucuzdur ve bu da Kıbrıs’a Türkiye’den arabası ile gelecek ya da Kıbrıs’ta araba almayı planlayan öğrenciler için avantajdır.

Marcus Aurelius – Kendime Düşünceler

‘’Stoacı İmparator’’, ‘’Filozof İmparator’’ gibi sıfatlarla anılan Marcus Aurelius, barışçı bir insan olmasına rağmen hükümdarlığının çoğunu seferde geçirdi. MS 169 yılı sonlarında Germen kavimlerine karşı düzenlenen bir sefer esnasında yazmaya başladığı Kendime Düşünceler, Stoacılık, özellikle de Roma Stoası açısından büyük bir öneme sahiptir.

Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Dışarıdan başına gelen herhangi bir olay mı üzüyor seni? İyi bir şey öğrenmek için kendine boş vakit yarat ve aylak aylak gezinmeye son ver.
  • Başkalarının verdiği imkanla ışık saçan biri olma, başkalarının yardımıyla elde edilecek sükunete ihtiyaç duyma. Özetle bir adamın kendi başına dik durması gerekir, dik tutulması değil.
  • Kesinlikle gerçekleştirmek istediğin şeyler için hızlan, boş umutları defet, eğer kendinle ilgiliysen, hala mümkünken kendi yardımına kendin koş.
  • İntikam almanın en iyi yolu intikam alınacak kişiye benzememektir.
  • Evlerin duvarlarıyla, dağlarla, başka sayısız şeylerle engellense de bir güneş ışığı vardır.

Aurelius, M. Kendime Düşünceler. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Paulo Coelho – Akra’da Bulunan Elyazması

Gerek değindiği konular, gerek akıcı anlatımı, gerek verdiği dersler açısından, her bakımdan okunması gereken kitaplardan biri. Okurken insan kendinden o kadar çok şey bulabiliyor ki bu kitapta ve o kadar çok şeyin üzerinde düşünmemize yol açıyor ki, neredeyse her satırın altını çizmek isteyeceksiniz.

Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Sadece pes edenler mağlup olur, diğer herkes galiptir.
  • Hayatta asla yalnız kalmayan kişiler, kendilerine yabancılaşırlar.
  • Güzellik yüzeysel ve kısa ömürlüdür.
  • Sevgi değiştirir, sevgi iyileştirir.
  • Hayat, önemli sözleri gönlümüzde gizlemek için fazlasıyla kısadır. Örneğin, ‘’Seni seviyorum’’.
  • Yaşamın en büyük amacı sevmektir.
  • Çünkü doğa, Tanrı’nın Sevgi’sinin alametidir.
  • Sevgi, birisi gelip anlama katıncaya dek, bir sözcükten ibarettir.
  • Sadece kötü günlerinde yanında belirip seni teselli eden kişilerden ne pahasına olursa olsun kaçın; çünkü bu kişiler aslında kendi kendilerine, ‘’Ben daha güçlüyüm. Ben daha akıllıyım. Ben olsam böyle yapmazdım,’’ deyip durmaktadır.
  • Kibir, nefret ve hınç doğurur. Zarafet ise saygı ve sevgi uyandırır.
  • Kimi köprüleri geçmem, kimileriniyse yıkmam gerektiğini yaşayarak öğrendim.
  • Düşman, eline kılıcını alıp karşına dikilen kişi değildir. Hançerini arkasında gizlemiş halde hemen yanı başında duran kişidir.

Coelho, P. Akra’da Bulunan Elyazması. İstanbul: Can Sanat Yayınları.

Erhan Doğan – Avrupa Birliği

Avrupa Birliğinin tarihsel süreci, kurumsal yapısı, Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri, Erişilemeyen Tam Üyelik, Avrupa Birliği Neleri Başardı vs. konular hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için bu kısa açıklamalı kitap faydalı olabilir. Avrupa Birliği gıda sağlığı konusunda da oldukça önemli gelişmeler kaydetmiştir, örneğin;

  •  İnsan sağlığına zararı olduğu bilinen gıdaların üretimi ve tüketimi mümkünse yasaklanmış, bunun kültürel nedenlerle mümkün olmadığı durumlarda çok sıkı bir denetim ve bilgilendirme sistemi vasıtasıyla yaratabileceği zararlar minimize edilmiş, bu ürünlerin tüketimi konusunda yeterli bilgilendirme yapıldığından tüketimi kişisel risk bölgesine sıkıştırılmıştır. Yani insanlar zararlı olduğunu bilerek, kendileri risk alarak örneğin kokoreç ya da sakatat tüketmektedir.

Doğan, E. Avrupa Birliği. Ankara: Bencekitap.

Turgenyev – Babalar Ve Oğullar

Farklı karakterleri, farklı bakış açılarını konu alan bu kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Buğday öğütülmeden un elde edilmez, derler. Zamanla her şey yoluna girer.
  • Aslolan kişiliktir, sayın efendim, insan kişiliği kaya gibi sağlam olmalıdır, çünkü her şey onun üstüne kurulur.
  • Şimdiki gençliğimiz kendini o kadar beğenmiş ki… Bunlardan herhangi birine, ‘Nasıl bir şarap istiyorsunuz, beyaz mı, kırmızı mı? diye sorulsa, o anda sanki bütün dünya onun vereceği yanıtı bekliyormuşcasına, komik bir ağırbaşlılıkla ve kararlı bir sesle: ‘’Kırmızıyı seçmek benim alışkanlığımdır, efendim’’ diye yanıtlarlar.
  • Zaman (bu herkesce bilinir.) bazen kuş gibi uçarak, bazen de bir solucan gibi ağır ağır geçer.
  • Belki de insanların her biri bilmecedir.
  • Dünyada en iyi şey, yine de, iç huzurudur.
  • Sen de aşkı, günümüz gençleri gibi anlıyorsun: Tavuğu görünce geh, bili bili diye yanına çağırıyorsun, fakat tavuk sana doğru gelmeye başlayınca, son hızla kaçıyorsun!
  • En önemli olan özgürlüktür. Bu benim ilkemdir. Kimseye baskı yapmamak gerek… Kimseye…
  • Sevip de sevilmemek kadar korkunç bir şey olmadığını unutmayınız!…
  • Ölüm eski bir şey fakat herkes için yeni.

Turgenyev. Babalar Ve Oğullar. İstanbul: Roman Oda Yayınları.

Fatih Yaşlı – İdeoloji: Bir Kavramın İzinde

İdeoloji Nedir, Mevcut Düzen İçin Ne Yapar? Sorusu hakkında ve de  Siyasi İdeolojiler hakkında az çok bilgi sahibi olmak istiyorsanız bu kısa açıklamalı kitap faydalı olabilir.

  • ‘’İdeoloji’’ denilen şey, sömürü ve tahakküm ilişkilerinin üzerini örtmek için bizzat düzenin kendisi tarafından üretilmektedir ve ideoloji olmaksızın bu ilişkilerin mevcudiyetini devam ettirmesi imkansızdır. Yani çalışma yaşamından televizyon dizilerine, tüketimden magazine,  içinde yaşadığımız sistem baştan aşağı ‘’ideolojik’’ bir nitelik taşımaktadır.

Yaşlı, F. İdeoloji: Bir Kavramın İzinde. Ankara: Bencekitap.

Remarque – Batıda Yeni Bir Şey Yok

Savaşın ne kadar kötü, vahşet bir şey olduğunu bu kitabı okuyunca bir kez daha anlayacaksınız

Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Ne tuhaf, dünyadaki sıkıntıların çoğu ufak tefek adamların başının altından çıkar.
  • Her insandan hesap soracak olsak dünyanın hali ne olur?
  • Önemli olanın düşünme gücü değil de, ayakkabı fırçası olduğunu, zekanın değil, sistemin sözünün geçtiğini, dünyanın özgürlük değil eğitim üzerinde durduğunu fark ettik.
  • Diyelim köpeğini sen sürekli patatesle büyütüyorsun. Bir gün getirip önüne bir et parçası koyar koymaz, hemen atılır, kapar. Çünkü doğası gereğidir. İnsanoğluna da günün birinde biraz yetki ver, hemen atılır kapar. Onun da doğası gereğidir, çünkü. İnsan dediğinde aslında bir hayvandır.
  • Şu kadarını öğrendim ki insan, başını diğer tarafa çevirdiği sürece en korkunç şeylere bile dayanabilir. Fakat bu şeyleri sıcağı sıcağına düşünmeye kalkışırsa dayanamaz ölür.
  • Düşüncelerimiz balçık gibi… Günlerin getirdiği değişikliklere göre biçimleniyorlar.
  • Tahta bacaklı bir adam gelmiş. Doktor yine başını kaldırmadan: Sağlam, demiş. Bunun üzerine aksak bacak: Efendim, benim şimdi bir tek tahta bacağım var, demiş. Ama cepheye dönünce dilerim kafamdan vururlar da o zaman tahta bir kafa taktırır ve doktor olurum.

Remarque. Batıda Yeni Bir Şey Yok. İstanbul: Oda Yayınları.

Farabi – Mutluluğun Kazanılması

Farabi – Mutluluğun Kazanılması

İslam dünyasındaki adı ‘’İkinci Öğretmen’’ olan Farabi’nin Siyaset Felsefesi hakkındaki görüşlerine de değinilen Mutluluğun Kazanılması  Platon ve Aristoteles hakkında bilgi sahibi olanların daha iyi anlayabileceği bir kitaptır.

  • Mutluluk bir başka şeyin gerçekleştirilmesi için bir araç olarak istenmeyen, bizzat peşinden koşulan en üstün iyidir.
  • İnsanın mutluluğu, en üstün iyinin gerçekleştirilmesi, bilindiği gibi esas itibarıyla ahlakın alanına girer.
  • Başkalarının iyiliğini isteyen bir kimse, ya gerçekten iyidir veya aslında iyi ve erdemli olmamakla birlikte, iyiliğini istediği kişilerce iyi olduğu zannedilendir. Aynı şekilde, kendisi için gerçekten iyiyi isteyen kişinin, fikri açıdan değil, ahlaki karakter ve fiilleri bakımından iyi ve erdemli olması gerekir.
  • Nasıl ki bir aile reisi, o ev halkının karakterini şekillendirir ve onları eğitirse, çocuk ve gençlerin bakıcıları nasıl onların karakterini şekillendirir onları eğitirse, hükümdar da milletin karakterini şekillendirir ve onu eğitir.

Farabi. Mutluluğun Kazanılması. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Farabi – İdeal Devlet

Eserde İlk Var Olan’ın nitelikleri, diğer varlıkların nasıl meydana geldiği, varlıkların dereceleri, bunun organlardaki karşılığı, bir beden gibi işleyen şehri/toplumu yönetecek kişinin nitelikleri, şehir/toplum türleri, her birinin güçlü ve zayıf yanları ele alınır.

Kitaptan altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • İrade, duyusal algı, tahayyül veya akılsal kuvvetle idrak edilen bir şeyden doğan ve ona yönelen arzu ve bu şeyin kabul mü edilmesi, yoksa ret mi edilmesi gerektiği üzerinde bir karar vermedir.
  • İnsanları, kendileriyle hakiki anlamda mutluluğun elde edildiği şeyler için birbirlerine yardım etmeyi amaçladıkları bir şehir, erdemli, mükemmel bir şehirdir (madına fadıla) ; insanları, mutluluğu elde etmek için birbirlerine yardım eden toplum, erdemli, mükemmel bir toplumdur.
  • Cahil şehir, halkı mutluluğu bilmeyen, onu hatırına bile getirmeyen şehirdir.
  • Yaşadığımız dünyada gördüğümüz şudur ki, birçok hayvan başka hayvanlara saldırmakta, bunda herhangi bir görünen çıkarı olmadığı halde onları ortadan kaldırmaya, yok etmeye çalışmaktadır. Sanki o, tabiat tarafından tüm dünyada başka hiçbir hayvan var olmasın, sadece kendisi var olsun diye yaratılmıştır. Veya sanki başka herhangi bir hayvanın varlığı kendisi için zararlı olduğundan, onu ortadan kaldırmak için varlığa getirilmiştir. Oysa diğer hayvanların salt var olmaları dışında ona herhangi bir zararları yoktur.

Farabi. İdeal Devlet. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Joe Navarro / Marvin Karlins – Beden Dili

Beden dili insanları anlayabilmek, çözebilmek kısacası insanları okuyabilmek için en etkili yöntemlerden biridir. Bulunduğumuz ortamdaki insanların hareketleri bize o an ne düşündükleri hakkında ipucu vermektedir. Eski bir FBI ajanı olan Navarro ve psikoloji eğitimi alan Karlis’in bilimsel çalışmalarının birleşiminden oluşan bu kitap sayesinde birçok beden dilinin ne anlama geldiğini öğrenecek ve bu sayede de insanların davranışları hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Ve de bu kitabı okuyarak insanlarla doğru iletişim kurma hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Karlins, J. N. Beden Dili. İstanbul: Alfa.

Gotthold Ephraim Lessing – Düzyazı Fablar

İnsanın görevi nedir diye bir sorulsa verilen cevaplardan çoğu Lessing’in insanın görevini belirttiği cümle kadar anlamlı olamaz heralde. ‘’Lessing’e göre, insanın görevi iyiyi, güzelliği ve doğruyu aramak, birbirini sevmektir.’’  Fabl türüne yeni bir yön veren  Lessing’in Düzyazı Fablarından altını çizdiğim yerlerden bazıları şöyledir:

  • Eski zamanlarda tilkinin biri, bir oyuncunun içi boş, ağzı bir karış açık maskesini bulmuştu. ‘’Nasıl bir baş bu!’’ dedi maskeyi inceleyen tilki. ‘’Beyni yok, ağzı bir karış açık! Bir gevezenin başı mıydı acaba?’ Tilki sizi biliyordu, siz hiç durmadan konuşanlar, duyularımızın en masumuna bela olanlar!
  • ‘’İyi de,’’ dedi  Zeus, ‘’ sana zarar verebileceklerin senden çekinmesi için senin de onlara zarar verebilmen lazım.’’

‘’Öyle mi!’’ diye iç geçirdi koyun. ‘’Öyleyse müşfik Tanrım, bırak da olduğum gibi kalayım. Zira zarar verebilme yetisi, korkarım ki zarar verme arzusu uyandırır ve acı vermektense acı çekmek daha iyi.’’

  • ‘’Arkadaşım, bu kadar yükseklerde uçmanın nedeni, duyulmak istememen mi?’’
  • Haklılığından emin olmayan, yargıcın aklından kuşkulanmaya pek heveslidir.’’
  • Nitekim gururumuz çoğu zaman cahilliğimizden kaynaklanır!
  • Birinin mutluluğu bir diğerinin mutsuzluğudur.

Lessing, G. E. Düzyazı Fablar. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.